Adım atmak için muhteşem olmak zorunda değilsin, fakat muhteşem olmak için adım atmak zorundasın.

Çarşamba, Eylül 6

Kapak Eden Düşünceler

Koku, tad, sıcak... sende her aradığım vardı:Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.


Kapak Eden Düşünceler


Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle.. Iyi mi bağlandığımı anlarsın kemendinle.. Kaç kez çıkıp gittim buralardan yeminle.. Fakat her defasında geri döndüm SENLE..

Bir ömrün en tenha yerindeydim, sonrasında birden sen geldin. Geldin ve bildiğim her şeyi değiştirdin.

seviyorumu anlatan

İçinde ümit olan bir yolculuğun başlangıcıydın benim için ve seninle sanki tekrardan dünyaya geldim.

Bir kadının dudaklarında değildir aşk.Vücudunda asla değildir.Aşk, kadının göz kapaklarındadır.Hanım, göz kapaklarında saklar o adamı.
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Tüm iş Tahir’le Zühre olabilmekte, Kısaca yürekte..




Aşkın Dışa Vurumu Olan Yazılar


Ey sevgilim, nerelerde dolaşıyorsun bu şekilde? Geliyor seni candan seven aşığın dur onu dinle.

Elemi de, neşeyi de beste yapmış diline.

Sen bana ışık ver yeter bende filiz oldukca köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan” kusura bakma bebeğim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok.

Kural dışı bir yara şeklinde kal bende... hayra yorulan düşlerim ol. böl gecemi, destursuz gir mabedime, şifa niyetine dokun yüzüme.

küçüklük anıları

BELKİ BİRGÜN DUYARSIN DİYE Bu iyi mi sevgi bu şekilde? Bu iyi mi tutku? Bu iyi mi hasret?
Ne süre gözlerini görsem Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum

Ben seni derin bir denizin derinliginde buldum da sevdim Pasparlak bir inciydin benim için Paha biçilmez bir inci Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da Beni sardigi aniden sevdim Seni yalnız selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin 

Güzel bir yüzün var diye degil Fikirlerinle, konusmandaki başkalarına kapak olan güzelligin ve benim o kor halde yanan yüregimle sevdim Ben seni derinden ve hissederek sevdim

Aşka dair ne var ise yaşadım gönlümde Seni düşünerek ağladım tüm gece Gene de pişman değil bu gönül sevdiğineNe kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun 

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Aslolan Şimdi Başlıyor
Ne düşünüyorsun?

13 yorum:

Reyhan dedi ki...

bugün hayatımın en mutsuz en anlamsız günü.keşke bugünü yaşamasaydım.keşke bazı gerçekleri bilmek istemeseydim hata ettim yine.ne kadar çok şey biliyorsan o kadar çok canın acıyormuş bunu anladım.ve bu acı o kadar çok canımı yakıyor ki kimseye anlatamıyorum.konuşmaya başlasam boğazım düğümleniyor ancak böyle yazabiliyorum.yazamıyorum da aslında.karşısına çıkıp neden yaptın bunu demek istiyorum ama hiçbir şey yapamıyorum.sessiz sessiz ağlıyorum.o kadar çaresizim ki.tutunacak dalım kalmadı çok yorgunum.ben ne ara bu hale geldim ne ara bu insan oldum bilmiyorum.ama artık keşkeleri geride bırakıp ayağa kalkma vaktinin geldiğini biliyorum umarım yapabilirim dostlar.

Tekin dedi ki...

sol kanatta etkili olduğu düşünülen ama soldan içeri kat edip aslında oynadığı yerde daha iyi olan , "kağıda sol yazınca" daha iyi oynadığı gerçeği olan futbolcu.

Adsız dedi ki...

biliyor musun seni unutmak istedim,
hatta beyin nakli olmak istedim..olmadı.. bilim o kadar cesaretli değilmiş.
başka tenlerde seni aradım, durdum.. belki düşlerim ile yaşarım diye..
her girişimimde biraz içimde sen vardın..hiç bi bedende de seni bulamadım.
içim dışım buruk buruk sen kokarken
ruhum her seferinde dışladı birilerini, en çokta kendimi.. sana aitlenmiştim çokça..
ne yapıyorsun sen diye;
aynalara baktım
yakışıyor mu sana
sende mi yalancısın
soruları sinir krizleri ile dağıldı.. tüm gecelerimin sabahında..
yarına kalkacak dermanım kalmadığını hissettim..
dünde kalacak gücüm kalmadığını hissettim..
biraz daha dağıldım
biraz daha savruldum
bir rüzgar istedim,
endonezya’dan mezopotamya’ya essin diye..
bir rüzgar istedim,
bizi uçursun diye
bir rüzgar istedim,
ruhumuza sahip çıksın diye…

Adsız dedi ki...

arkadaşlarımın hepsi yıllardır bana umursamaz ol takma hiçbir şeyi diyordu ama ben istemiyordum. çünkü ben biliyordum ki benim umursamaz tarafım çok pistir ama sonunda olan oldu. isteye isteye umursamaz oldum, şimdi de bana kızıyorlar...anlam veremiyorum..

Adsız dedi ki...

mesele sevgiliye hangi sözcükle hitap etmek değil, nasıl hitap etmekle ilgili. ben bir sözcüğün tonlamasından 100 tane anlam çıkartıyorum.
farz-ı misal sevgi, korku, endişe, özlem ve mutluluk. allah bozmasın başka bir duyguda duymadım hiç.
konudan çok saptım farkındayım.
hitap değil ama telefonlarımız bu şekilde kayıtlı; bende mey, onda dem.

Adsız dedi ki...

itiraf ediyorum, ömrümde ilk defa feysden tanımadığım birini ekledim ve dayanamayıp isteğimi geri çektim.
bugun garip bir gün oldu, kuzenim boşanıyor onunla uğraşıyoruz. sabahleyin telefonda annesi bağırıyor arkadan : sakın evlenme ... bekarlık sultanlık diye. gülümsüyorum. aradan iki dakika geçmeden dayım bağırıyor: biz sana birini bulduk. dedim ki siz nasıl bir dünyada yaşıyorsunuz? önce evlenme diyip ardından sana birini bulduk demek ! ne ironi ama :)
neyse biz telefonda gır gır şamata devam ediyoruz. en sonunda bana uygun gördükleri ( ya da buldukları mı demeliyim bilemiyorum)kişinin ismini verdiler feysden bakmam için. bakmamla gözlerimin kamaşması bir oldu, şaşkınlık içindeyim. sanırım aynı lisede okumuşuz ve çok fazla ortak arkadaşımız var. ooo tamam diyorum oldu bu iş, ben her türlü ulaşırım, bizimkiler de bana gülüyor bir yandan.
neyse aradan iki dk geçti geçmedi ben bir yandan stalklamaya devam ederken gerçek dünyaya geri döndüm. meğer bana söyledikleri kişiye değil de yanlış kişiye bakıyormuşum. ama meslek, tip, yaşadığı şehir hepsi aynı.. tabi ben diğer kişiyi çok beğenmedim. ama yanlış kişi olarak baktığım kişiye dibim düştü. allahım napsam netsem nasıl ulassam?
her ne kadar şu an ergenus tipinde bir yazı yazsam da yaş kemale erdiği için gençlikteki gibi delilikler yapamıyorsunuz, araya birilerini sokmaktan bahsediyorum. dedim ben bunu direkt feysden ekliyeyim, ordan sohbete başlarız diye düşünüyorum kendi çapımda. sorun bende işte sadece kendi çapımda düşünüyorum. karşı tarafı düşünmüyorum. sanırım 2 saat filan geçti, dedim ki ya bu kişinin hayatında biri varsa? aynı hareket bana yapılsa ben ne düşünürdüm hele ki hayatımda biri varken? o yüzden çat diye arkadaşlık isteğimi geri çektim sözlük..üzgün müyüm eh biraz..ama yapamazdım kimseyi zan altında bırakmak istemem kendim dahil..
velhasılı sözlükcüm bugun çok ergenus davrandım, allahtan ne yaptığımın farkına vardım da topladım. olur da belki birgun bir yerlerde karşılaşırsak diye yazıyorum bunları. okur mu okur ..bilemiyorum..hayat..
* iş bu entry 24 saat geçmeden kendini imha edicektir.
anlık okuyanlara selam olsun .

Adsız dedi ki...

şimdi herkes yazmış kimseye güvenme annene babana bile. doğru olabilir buna bir şey demiyorum. demek ki herkes bir şeyler yaşamış yazmış bu başlık altına tecrübeleri neticesinde fikirlerini. bence bütün sorun her insanın delice farklı olmasından kaynaklanıyor. bizi büyüten abeveynlerümiz de dahil herkesten farklı bireyleriz. her insanın algısı ilgisi anlayışı çok farklı. birinin ak dediğine diğeri kara diyebiliyor. ve sorarsanız tartışmalarda kavgalarda herkes haklı. hatalarını kabul edenler de gurur uğruna ilişkilerini bozabiliyorlar. bozmayıp özür dileyenler de oluyor. ilişkilerini belli sorunlarla devam ettirenler de... birinin orospu dediği kızla kimisi evleniyor. birinin olmaz dediği fikre diğeri evet diyor. şimdi soracaksınız burada ne anlatmaya çalışıyorsun diye? söyleyeyim hemen. anlatmaya çalıştığım şey insanın doğumundan itibaren yıllar boyu gerek yaşadıklarından gerek öğrendiklerinden dolayı kişiliğinin bağımsızlaşması ve de tekil olması. asla ama asla tam anlamıyla aynı kişi olamaz iki insan. burada ben siyasilere sövüyorum yeriyorum eleştiriyorum. bu insanlar da gerek çıkarları gerekse düşünceleri doğrultusunda kendi doğrularını uyguluyorlar. kimi zaman kendilerinin doğru olmadığını düşündükleri eylemleri topluma yaranmak için yapıyorlar. kimi anneler ateist çocuklarını dine döndürmeye uğraşırken kimi anneler çocuklarını ateistliğe yöneltmeye çalışıyor. bazen insanların arasına para giriyor araları bozuluyor. bazen ise kendi doğruları başkalarının doğrularıyla çakıştığı için insanlarla anlaşamayıp o kişiyi hayatından siliyor birey. yıllar boyu birçok felsefeci aynı konularda binlerce farklı fikir öne sürdü. peki hangisi doğruydu hiç düşündünüz mü? aslında hem hepsi doğru ve hem de hepsi yanlıştı. doğrular ya da yanlışlar kişinin algısına göre tamamen değişiyor. kişi beyninde bir sonuca ulaşıyor ve bunu gerek kelimelerle gerek hareketlerle dışavuruyor. inanıyorum ki yıllar boyu bunca savaşın yaşanmasının ve de bunca eş-dost, sevgili,ailevi ilişkinin yürümemesinin sebebi de budur. kendi adıma ilişkilerden edindiğim tecrübe şudur: haklı ya da haksız yoktur. aynı doğruyu yakalayamamak ya da belli doğrular üzerinde anlaşamamak vardır. ilişkiler bencildir ve ilişkiler bencil olduğuna göre düşüncelerde uzlaşılamadığında ayrılık kaçınılmaz olacaktır sevgili dostlar

Adsız dedi ki...

en ufak şeyleri büyük bir dert haline getirip hayatı kendime zindan ediyor ve her şeyi içime atıyorum. kendimden kaynaklı hataların bedelini ödüyor, memleketteki manyaklarla muhatap olmak zorunda bırakılıyorum.

Adsız dedi ki...

bu başlığa uğramayı seviyorum. sanki çimlere uzanmış bizler birbirimizi görmeden konuşuyormuşuz gibi. okurken yazarı hayal ediyorum. kafamda sesler belirliyorum her birinize. hayatımın şüphesiz en zor zamanını geçiriyorken kendimi yazarların yanında bulmak çok rahatlatıyor beni. çaylaklığımdan ötürü sesim herkese ulaşamayacak olsa bile bana destek olduğunuz için teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

aşık oldum ! hem de öyle böyle değil inanmazdım aşka aslında. ama şimdi çıkaramıyorum aklımdan. uyuyorum o,uyanıyorum o. sanki gördüğüm an zaman duruyor,dünya dönmeyi bırakıyor güzelliği karşısında. ve en tuhafı da sözlük bunu o'na söyleyemiyorum.

Adsız dedi ki...

×insanlara karşı fazla cüretkâr bir tutum sergiliyorum ama aslında çok güvensiz biriyim.

×ilk sevgilim beni çıkmaya başladığımızın ertesi günü terk etti hâlâ aklıma geldikçe * ona girsin diye beddua ediyorum.

×her elinde hıyar olana bir avuç tuz kapıp koşuyorum, bu huyumdan nefret ediyorum.

×ortaokulda yıl başı çekilişi yapmıştık hediyeleri değiştirdim arkadaşım rezzan'dan inatla özür dilemiyorum çünkü pisim.

×insanlardan çok kedileri seviyorum

×bi şeyi bilmesem bile asla belli etmiyorum, çok egoistim bu konularda

×evdeki bütün cam eşyaları kırıp abime suçu yıkardım hiç de pişman değilim.

gibi gibi gibi daha uzar gider a dostlar.

Adsız dedi ki...

ruh eşim ruh eşim diye diye neticemi yırttım sonra ibonunda dediği gibi "tam ümidi kesmişken onu gördüm karşımda" velhasıl buldum bulmasına da bi zaman sonra kaybettim. kaybım için hem üzgünüm hem değilim.bir daha öylesi olur mu gelir mi bilmem ama ben hep bu ikilemde salak gibi yaşayacakmışım gibi hissediyorum umarım hislerim beni yanıltıyordur.

Adsız dedi ki...

o kadar olumsuz o kadar kötü şeyler hissediyorum ki anlatamam, tek bir gün senden soğumama bu kadar sebep olabilirdi, ancak bu kadar itici gelebilirdi bana sen düşüncesi. ilk defa bana vakit kaybı geldin, koca bir günüm senin yüzünden heba oldu, sonra senin yüzünden çarçur olan diğer vakitleri düşündüm, seni beklediğim molalarını beklediğim onca zaman, trafikte boğuştuğum onca zaman, değdi mi hayır. bugün, hayatımda yoktun. naptın bütün gün bilmiyorum, sen de benimkini bilmiyorsun ve merak da etmiyorsun. şu an uyumuyorum ve yarın zorlanıcam kalkarken, tüm gün uykum gelecek, senin yüzünden, sinirim yüzünden, sırf bundan dolayı böyle öyle kızgınım ki sana. bir de nasıl üste çıkabiliyorsun anlamıyorum basit bir özür dilemen yeterliydi oysa. senin yüzünden o montu da alamadım zaten, bilseydim ayırtırdık diyorsun bir de pişkin pişkin sanki söylemedim nerenle dinlediysen artık. ilk defa sana iyi geceler dilemeden uyuyacağım ve sabah da günaydın demeyeceğim. ben yarın seninle konuşmayacağım, buluşmayacağım. bir daha da molalarına seni görmeye gelmeyeceğim.